
58 yaşındayım, altı yıldır dulum. Ama o gece başıma gelenleri mezara girsem unutmam!
Komşumuzun 43 yaşındaki oğlu Orhan, birkaç aydır bana göz koymuştu. Doğrusunu söyleyeyim, benim de hoşuma gidiyordu.
Bir gece kapımı çaldı.
“Naciye abla, seni görmeden uyuyamıyorum,” dedi.
“Utan Orhan! Annenle yaşıtım ben!”
“Yaşına değil, sana bakıyorum,” deyip belimden tuttu.
İçimden bir şeyler koptu. Yıllardır kimse bana böyle sarılmamıştı.
“Millet duyarsa mahvolurum,” dedim.
“Kimse duymayacak.”
O gece Orhan’ı göndermedim.
Sabaha karşı yatağımda uyurken telefonum çaldı. Arayan Orhan’ın annesiydi.
“Naciye, Orhan sizde mi?”
Korkudan dilim tutuldu.
“Yok Makbule, ne işi var bende?”
Kadın ağlamaya başladı.
“Naciye, sana bir şey söyleyeceğim ama sakin ol!”
“Ne oldu Makbule?”
“Orhan dün gece trafik kazasında öldü! Cenazesi morgda, ben şimdi oradan geliyorum!”
Telefon elimden düştü.
Yavaşça başımı çevirip yanımda yatan adama baktım.
Orhan gözlerini açtı, gülümsedi ve kulağıma eğilip şöyle fısıldadı:
“Annem sana benim öldüğümü mü söyledi? Peki ben sana kim olduğumu söylesem ne yaparsın?”…. devamını diğer sayfaya geçerek okuyabilirsiniz
