
Korkudan yataktan fırladım.
“Sen kimsin? Orhan değilsen benim evimde ne işin var?”
Adam gülmeye başladı.
“Ben Orhan’ın ikiz kardeşi Selçuk’um!”
Şaşkınlıktan ağzım açık kaldı.
“Ne ikizi? Orhan’ın kardeşi olduğunu hiç duymadım!”
“Çünkü annem beni yıllar önce evlatlık verdi. Orhan’la birbirimizi yeni bulmuştuk.”
“Peki neden bana Orhan olduğunu söyledin?”
Selçuk’un yüzündeki gülümseme kayboldu.
“Çünkü Orhan ölmeden önce bana senden bahsetti. Sana âşıktı. Dün gece seni görmeye geliyordu. Ama yolda kaza yaptı.”
Dizlerimin bağı çözüldü.
“Yani sen onun yerine benim kapıma mı geldin?”
Başını eğdi.
“Evet. Başta sadece merak ettim. Ama seni görünce…”
Sözünü kestim.
“Sus! Beni kandırdın!”
Tam o sırada kapı çalındı.
Açtığımda karşımda Makbule duruyordu.
Arkamdaki adamı görünce çığlık attı.
“SELÇUK! SEN BURADA NE ARIYORSUN?”
Meğer Makbule yıllardır iki oğlunun da nerede olduğunu biliyormuş!
Selçuk annesine döndü.
“Artık saklayamayacaksın anne. Orhan bana her şeyi anlattı!”
Makbule’nin yüzü bembeyaz oldu.
“Neyi anlattı?”
Selçuk cebinden eski bir fotoğraf çıkardı.
Fotoğrafta gençliğimdeki kocam, Makbule ve kucağında iki bebek vardı.
Fotoğrafın arkasında bir tarih ve tek cümle yazıyordu:
“İKİ OĞLUMUZLA İLK BAYRAMIMIZ.”
Gözlerime inanamadım.
“Bu ne demek Makbule?”
Makbule ağlayarak yere çöktü.
“Affet beni Naciye… Kocan yıllarca benimle birlikteydi. Orhan ve Selçuk onun oğulları!”
Başım döndü. Duvara tutundum.
Demek kocam yıllarca beni aldatmış, üstelik iki çocuğu olmuştu!
Selçuk’a döndüm.
“Sen bunu biliyor muydun?”
“Dün gece öğrendim,” dedi.
“Öyleyse neden bana geldin?”
“Babamın yıllarca nasıl bir kadını kandırdığını görmek istedim. Ama sana yaklaşmakla büyük hata yaptım.”
İkisini de kapı dışarı ettim.
Makbule arkamdan bağırdı:
“Naciye, beni affet!”
Kapıyı yüzlerine kapattım.
Sonra aynanın karşısına geçip kendime baktım.
Altı yıl yasını tuttuğum adamın aslında nasıl biri olduğunu yeni öğrenmiştim.
Gözyaşlarımı sildim, saçlarımı topladım.
“Ben yıllarca ölü bir adama sadık kalmışım. Meğer adam yaşarken bana sadık değilmiş!”
O gün karar verdim.
Artık kimsenin yalanına, kimsenin oyununa kanmayacaktım.
