Ben 46 yaşında, 22 yıllık evli bir kadınım. Kocam Selçuk’un en yakın arkadaşı Cengiz yıllardır evimize gelip giderdi.
Ama son zamanlarda bana bakışları değişmişti. Kocamın yanında gayet normal davranıyor, yalnız kaldığımızda ise güzel sözler söylüyordu.
Bir gün, “Senin gibi bir kadın benim eşim olsaydı dünyalar benim olurdu,” dedi.
Kızıp tersledim ama itiraf edeyim, yıllardır kocamdan duymadığım güzel sözleri ondan duymak içimi tuhaf etmişti.
Bir akşam kocam erkenden uyudu. Cengiz de gitmek üzere ayağa kalktı. Kapıda birden elimi tutup, “Ben seni yıllardır seviyorum ama artık içimde tutamıyorum,” dedi.
Elimi çektim. “Cengiz, sen ne söylediğinin farkında mısın?” dedim.
“Farkındayım. Ama sen de bana karşı tamamen ilgisiz değilsin, gözlerinden anlıyorum,” diye cevap verdi.
Bir şey söyleyemedim. Çünkü o an kalbimin neden bu kadar hızlı çarptığını ben de anlayamamıştım.
Cengiz kapıdan çıkmadan önce kulağıma eğilip, “Yarın Selçuk evde olmayacak. Sana öyle bir şey anlatacağım ki bütün düşüncelerin değişecek,” dedi.
Ertesi gün kocam işe gider gitmez telefonum çaldı. Arayan Cengiz’di.
“Kapıyı aç, geldim,” dedi.
Perdeyi araladım. Gerçekten kapıdaydı.
Aklım bana kapıyı açma diyordu ama içimdeki merak ağır bastı. Kapıya yürüdüm, elim kilide uzandı ve tam o sırada…
DEVAMI 2. BÖLÜMDE.. devamını diğer sayfaya geçerek okuyabilirsiniz

